biten sevgi geri gelir mi
Onuuzun zaman görmeyince özlersiniz. O mutluyken mutlu, mutsuzken mutsuz hissederseniz. Iste sevgi, tek bir kelime içinde bir sürü duygu barındırıyor. Kendimce sevgi denilince neler hissettiğimi, bende neler çağrıştırdığını sizlerle paylaştım. Şimdi de sevgi her şeyin üstesinden gelir mi onu konuşalım.
Başlatdüğmesini seçin, ardından görev çubuğundaki Başlat düğmesinin yanındaki arama kutusuna Denetim Masası yazın ve sonuçlardan Denetim Masası 'nı (masaüstü uygulaması) seçin. Kurtarma Için arama denetim masası ve Kurtarma >> İleri'yi seçin. Sorunlu uygulama, sürücü veya güncelleştirme ile ilgili geri yükleme
İlişkinizi kurtarmanın yollarını ararken aşağıda belirtilen 3 şeyden uzak durmanızı tavsiye ederiz: 1. Asla yalvarmayın. Yalvarmak, eski sevgilinizin gözünde sizi budala, zavallı ve acınacak hali olan itici bir konuma yerleştirecektir. Bu sebeple hareketleriniz daha ciddi, daha seviyeli ve umursamaz olmalıdır.
Sevgive Muhabbet İçin. Sevgi, muhabbet ve aşk için Yasin ve Taha surelerinin belirli ayetleri üç veya yedi gece, 82 kez tatlı bir şeye oku nup niyet edilen kişilere yedirilirse birbirlerini sever ler. Yasin Suresi 72. Ayet Tatlıya Okunur. Aşağıda Yasin suresi 72. ayeti üç veya yedi gece 82 kez tatlı bir şeye okunup niyet
Sevgidolu şiirler: Vedat kizilgün: 11 Şubat 2020: İnsan bir gelir bir yaşar bir ölür ya ben seni bir kere sevdim daha da sevgimi yitirdim seninle başkası görmez oldum sevgimden. afi: 13 Ocak 2020: İnsan hayatta sevdikleri yanında olunca çok mutlu: Emin: 15 Aralık 2019
my heart will go on piano notes easy. Sevgi biter, tükenir bunları makul karşılarız da sevgi ölürse eğer o kötü. Biten tükenen sanki yerine konulur ama ölürse bilirsiniz ki geri gelmez. Sevgi ölürken ruhlar örselenir, beden yorulur sonunda ise ölüm yorgunluğundan daha ağır bir yük bırakır öyle gider. Sevgi dediğimiz de canlı, yoktu, ortaya çıktı, büyüdü, hep var olma gibi bir özelliği de var ancak tamamen yok olup gidiyor. Sevgi ölür mü? Canlı olduğuna, yaşatılır ve beslenip, büyütülür olduğuna inanıyorsak, evet iyi bakmazsan sevgi de ölür…Ömürlük sevSevgiye dair hem gerçekçi hem de hayalperest olmalı, tezat gibi ama değil, gerçekçi bakarak gördüklerimize hayalperest tarafımızla ya katlanıyor ya da çözüm buluyoruz. İçimizde ne varsa bize lazım, iş çıktığında hazır bekleyen simyacı tarafımız gizemli odasında bizden karışımlar, ölçüler ile bazen deva bazen zehir hazırlıyor. Hep derler sevginin kimyası var diye, bir de simyacı olması akla uzak mı? Nasıl bitiyor bu sevgiler? Patlayan havai fişekler, dökülen konfeti ve pembe düşler nasıl loş ve sevimsiz bir ıssızlığa dönüşüyor? Neden bu kadar sık olmaya başladı? İnsan kendi yaşamadığına sevindiği gibi yeri geliyor üzülüyor da. Ömürlük sevmek mi? Her şeyin bu kadar tüketmek üzerine kurulduğu bir dünyada artık biraz zor mu? Başaranlar, yakalayanlar şanslı azınlık, bir de en baştan dünyadan kendini koparıp kendi alemlerinde yaşayanlar var, onlar da mutlu azınlık. Ömürlük sev… “Bizde pazara kadar değil mezara kadar…” diyenlerden bugünlere. İster sevdiğine ister arkadaşına, dostuna, ailene. Nesnelerin insana hükmetmeye başladığı dünyada kulağa çok hoş geliyor ömürlük sev diye bir şarkı mırıldanmak…Hiç düşündünüz mü, kimlerin sevgisini anlamadım, karşılık vermedim, değerini bilmedim, emeğimi esirgedim diye? Bunu sık sık yapmak lazım aslında, çünkü dışarıdan bakınca her şey var niye yürümüyor dediğimiz pek çok sevgi probleminde bunları düşünmediğimiz için yanılıyoruz, bitiriyoruz her şeyi. Taraflardan duygusal olan daha çok yıpranıyor, sevgi ölüyor ama yasını her zaman biri daha çok tutuyor. Çıkarın kağıt kalemleri, iş işten geçmeden istediklerim, bulduklarım, benden beklenenler listesi çıkarın. unuttuğum varsa ekleyeyim! Bir not verin, bakalım kaç aldınız? Bu değerlendirmelerde gecikirseniz, karşılıklı yıpranma süreci başlar ise ne cevaplamak ne de yeni uygulamalar kolay olmaz. Dedim ya hem gerçekçi hem hayalperest olmak gerek, bir de 3S formülü var. Kimyadan sonra sevginin matematiği, gerçeklere dayanıp sınırsız hayal kurabilmek özgürlüğü sevgi… Yok olup bitmesi ondan bu kadar sarsıyor insanı… Mızmızlanmak yok, bulan bırakmasın o zaman. En çok alışkanlıklara kurban gidiyor sevgiler, rutinde boğuluyor. Kimya ile matematik ile büyüttüğümüz sevgiyi sosyallik içinde tüketiyoruz çoğu zaman. Bireysel olmayan, dışarıdan sebeplerle biten sevgiler ardından en çok yanacağımız grupta olanlar. Öldürülmesi gereken bir sürü duygu, hırs var içimizde, gereksiz bir sürü insan var çevremizde onları gönderelim ama gerçek sevgi olanlar kalsın. Ne yoralım ne yorulalım… Hepsinden önemlisi de sevgimizi ifade etmek galiba, çoğumuzun sınıfta kaldığı konu. Ama geniş düşünmeli, annene, babana, çocuğuna, sevdiğine, arkadaşına sevgini gösteremiyorsan içinde çağlayanlar, ırmaklar aksa ne olur? Denize durgun su muamelesi yapmak! Diğer bir yönüyle ise Kahve kitap aynanın dediği gibi “Hoşumuza giden bedenlere sevdiğimiz ruhları giydirip onları öyle severiz ki…gün geçtikçe o beden o ruhla örtüşmez. Fakat sevmeye o kadar istekli, o kadar aç ve bir o kadarda aşığızdır ki. Konduramayız. İlişki biter fakat biz yine sevmeye devam ederiz. Bir süre sonra o sevgi öyle yer kaplamaya başlar ki, o yeri artık sevilen kişinin kendisi bile dolduramaz. Biz aslında var olmayan öyle muhteşem ve sevilesi birini sevmişizdir. karşımıza çıkan bütün ihtimalleri adaletsizce o hayaletle kıyaslar dururuz. Bununla yüzleşemeyiz. Sanki o zaman daha mutsuz olacağımızdan korkarız. Kendi hapishanemizi kendi yüreğimizde taşır dururuz.” Sevgi ölür mü? Güzel anlatmış, dinleyelim bakalım Post Views Likes28 Nisan 202228 Nisan 2022BY yayılan şarkının nağmeleri bütün evi doldurmuştu. Radyo çalan ev, melodi olan ev mutlu evdi,...21 Nisan 202120 Mayıs 2021BY aynı masalları dinlemekten usanan çocuklara ve anlatmaktan bıkan annelere yardım için masalcı çağırabilirsiniz. Her... Cevapla Ebemkuşağı 3 Eylül 2017, 2231Sevgileri tüketmemek için belki birazda karşımızdakine bunu dillendirmek gerekiyor diye düşünüyorum. Korkmamalı sevmekten ya da seni seviyorum rağmen koşulsuz sevmeli belkide. Gerçek sevgilerin kolay tükenmediğini sağlık… Sevgiyle kalın. Cevapla Begonvil Sokağı 3 Eylül 2017, 2257Dillendirme konusunda haklısınız,üstelik tek taraflı olmadan duyguları paylaşmalıyız sevdiklerimizle. İkinci bir önemli nokta ise koşulsuzluk gerçekten, sevgide koşul hesap olmaz ki.. Sonuncusu ise baştakileri başaranların finali gibi, tükenmeyen sevgiler.. Sevgili Ebem Kuşağı bu güzel yorum ve katkı veren görüşleriniz için çok teşekkür ediyorum. Sevgiler.. Cevapla ezgi 4 Eylül 2017, 1135İlk olarak şarkı şahane, yine bu sayfaya geliyorum ve şahane yazılar okuyorum, seviniyorum. Konuya gelecek olursam ben her şeyin az ve öz olmasını tercih ediyorum, etrafımda çok insan olunca daha çok yoruluyorum. Beklentilerimi düşürdüğümden beri içimdeki sevgi azalmıyor ama gitmesi gerekenler de bir şekilde gidiyor, o zaman bence daha az yıpratıyor. Ama yapı olarak ömürlük sev diyenlerdenim. Sevmek çok güzel, dünyaya sevgi dolu bakmak. Bir şey varki kaçındığım o da çok sevmek, bunu çok pozitif göremiyorum, çünkü insan en çok sevdiğinden sınava tutulmuyor mu ? Sevgiler 🖤 Cevapla ANNESİ'nin PRENSES'i 4 Eylül 2017, 1135Sevmeyi bilmeyenler için biter sevgi. Gerçekten sevmemistir sevdigini sanmıştır. En çok da saygısızlığı ön plana çekenlerin sonlarında yatar ex sevgi. Sonra istediğin kadar helvasını kavur ye. Yinede sevginin verdiği tadı alamazsın damağında. Cevapla Begonvil Sokağı 4 Eylül 2017, 1149Sosyal tarafımızda sadeleşmek az ve öz olanı devam ettirmek en doğrusu, keşke çokluk içinde de başarabilsek ama olmuyor işte. Ömürlük sevmek ayrı güzel ama benim unuttuğum belki de gözden kaçırdığımı söylemişsiniz, sevginin dozu.. Gerçekten oradan bir sınav illa ki geliyor hem belki ipin ucu kaçarsa egoya bile dönüşüyor. Her şeyiyle avucumuz içinde özenle tutup, büyüttüğümüz tılsımlı bir güç sevgi, o yüzden ölmesine gönlüm razı değil. Yazarken hissettiklerimi çoğaltan, samimi fikirlerin için teşekkür ederim, sevgilerimle..-Şarkıyı sık dinliyorum bu günlerde, aktivist ruhlu bir müzisyen, kendi yazıp bestelemiş yanılmıyorsam, şarkıda bir aitlik hissi vardı belki de ondan- Cevapla Begonvil Sokağı 4 Eylül 2017, 1155Sevmeyi bilmek de Allah vergisi bir şey, ya vardır ya yoktur ama her şeyi öğrenen insan bunu da öğrenebilir, yeter ki istesin. Haklısınız, ömürlük sevgilerin kaynağı en az sevgi kadar saygı da duymak. Kim bilir sevgi bitti denilen pek çok durumun asıl nedeni saygının azlığı/yokluğu belki de. Sevmek nimetini her gönüle koymuş Allah, değerini bilip yaşamak düşüyor bize. Teşekkür ederim, selam ve sevgilerimle.. Cevapla Doğuş Hakan YILMAZ 4 Eylül 2017, 1923Sevgi ölecekse ayrıldığın kişi için ölmeli. İçindeki sevgiyi öldürürsen önce hayatı sevmezsin sonra da yakınındaki insanları..Sevmemekte bir duygudur ama en azından beslenen bir duygudur. Hiçbir şeyi abartmadan ve bağlanmadan yaşamak gerekir. Ne kadar aile olsakta özümüzde her zaman yalnız kalıyoruz. Bu nedenle önce kendini seveceksin ki sonra karşındakine sevgin ve saygın olsun. Teşekkürler elinize sağlık Cevapla Momentos 4 Eylül 2017, 1923Sevgi duygusundan mutlu da mutsuz da olabiliyor insan. Koşulsuz sevmek dünyadaki insan sayısının çok azı tarafından gerçekleştirilebiliyor belki de.. o da annelerdir nin yorumuna katılıyorum, yaşamımda da uyguluyorum 40 lı yaşların sonlarından itibaren. Yaşamım az ve öz olsun bana yeter diyenlerdenim. Bahçemdeki kediyi, çiçek açan begonvilimi ve diğer tüm ağaçlarımı korusun 🙂Pazar günü keyifle okuduğum bir yazı oldu. Teşekkürlerimle. Cevapla Begonvil Sokağı 4 Eylül 2017, 1936Aslımız yaratılanı sev Yaratandan ötürü ama insanın beşer tarafı şaşıyor bazen, hangi tür sevgi olursa olsun bir tıkanma bir kadir kıymet bilmeme ya da orta noktada buluşamama sıkıntısı çıkıyor. Meselenin özü abartmadan ve dengeyi bozmadan başarmak sevdiklerimizle olan ilişkiyi. İşin kolaycılık tarafı, empati eksikliği de var, artık kim yanlış yapıyorsa sık sık derler ya külahımı önüme koydum düşündüm, işte o tür değerlendirmeler yapmalı. Dediğiniz gibi aile olsak da özümüzde yalnızız ama çöken/biten sevgiler bu kurum içinde ne büyük gürültüler/sancılar çıkartıyor. Ne hep ben ne hep o/onlar.. Teşekkür ederim, selamlar.. Cevapla Begonvil Sokağı 4 Eylül 2017, 1947Dünyanın en güzel duygusu dediğimiz sevgiyi kim/kime taşıyorsa değişiyor değil mi? O zaman mutlu ya da mutsuz olma durumu ortaya çıkıyor. İyice içimize kadar hissetmek sadeliği ve az öz beklenti talebini belki duygu kalkanımızı güçlendiren bir şey. Yorulmak, bölünmek yanlış kararlara ve hedeflerden sapmaya yol açıyor. Kendi fırtınalı olanın her işi de eline yüzüne bulaşıyor belki. Ama keşke tutunduğumuz, liman yaptığımız sevgiler etkilenmese bunlardan. İyi ki gönlümden geçenleri yazmışım, ılık bir yaz günü sohbet edip, dertleşmek gibi geldi bana. Sağ olun, sevgilerimle.. Cevapla müfred 5 Eylül 2017, 1910Sevgi de herşey gibi ölür elbette. Koşulsuz sevmekten bahsedilir hep. Ben buna inanmıyorum. Misal bir ateist müslümanı sevebilir mi? Yaptıklarından sevmediklerini anlıyoruz. Koşullu sevgiye inandığımdan gayet de doğal buluyorum bunu. Zira biz de Hz. Allah'ın sevdiğini sever, sevmediğini sevmeyiz. Bu da bir koşul değil midir? Ne olursa olsun herşeyi sevmek zorunda değiliz. Fakat sakin durur, sorun çıkarmayız. Herkes kendi işine bakar. Cevapla Bol Kahveli 5 Eylül 2017, 1910bir yorumunuzda egoya dönüşen sevgi demişsiniz, ne dogru demıssınız. Bence kımse fark etmez egoya dönüşen sevgiyi.. Çok zararlıdır o. Sevgı yok ama zorunlu olarak o benım hissi bence en kotusu. Bence sevgi bitmez, ne zaman ki bağlar kopar ve gözden çıkartırsınız o zaman sevgi biter. Cevapla Begonvil Sokağı 5 Eylül 2017, 1941Sevgi için de geçerli dersek manasını, gücünü daraltmış, eksiltmiş olmaz mıyız? Sevginin aslı ilahi sevgidir, ebedi aleme taşır, dünyaya dair olanlar da bitebilir ama çoğu özensizlikten, yanlışlıklardan bitiyor o zaman bize pay çıkıyor burada. Zahmetsiz rahmet olmayacağı gibi emeksiz de sevgiler ne uzun ömürlü olur ne de ebede uzayabilir.. Cevapla Begonvil Sokağı 5 Eylül 2017, 1950Zahirde ölür belki ama yaşarken neye seni yöneltti, vesile etti, ebedi aleme giderken yanına neler koymana yardımcı oldu diye düşünürseniz batınında cok önemli ve canlılığı daim.. Sizin değindiğiniz gibi bir durumu ben de gözlemliyorum ama katılmak istemiyorum, atesit diye kimseyi ötelemem çünkü benim için o da Allah'ın tecellisi bir ve isimleriyle donanmış kuludur, onu hakikatten uzak düşmeye iten ne varsa kalksın diye dua ederim, yakın isek anlatırım. Ama karşı tarafın yaklaşımı bazen ilişkilerimizin seyrini belirliyor ancak imani hakikatlere saygısını korudukça ben de onun neden öyle düşündüğünü sabırla anlayıp tevhidi anlatmaya çalışırım. Lakin zor ama Allah niyetleri biliyor, kalpleri yumuşatsın inşaallah. Cevapla deeptone 5 Eylül 2017, 2101insanlara bakınca çevremize, herhalde ölüyor, yani bir dolu insanda ölüyor. galiba elli yıl önce yüzyıl önce filan ölmüyomuş 🙂 Cevapla Begonvil Sokağı 5 Eylül 2017, 2105Bitmesi, tükenmesi daha katlanılır ama yıpranıp da ölmüş gibi gelen sevgi zor vaka, özellikle ikili ilişkilerde. İçine ego karışan hiçbir şeyden hayır gelmiyor kaldı ki sevgi en saf haliyle güzel. Cevapla Begonvil Sokağı 5 Eylül 2017, 2109Onbeş yirmi yıl öncesi bile iyiydi yine ama zamansız bazı kurallar da var. Ohooo kara sevdalar, leylalar mecnunlar bunlar masalsa yeni versiyonlarına da ihtiyaç var belki. Ben yazayım bir şey, ya da dur sen yaz Cevapla kahvekitapayna 6 Eylül 2017, 0846Bence insan sevmenin kendisine hissettirdiklerini unuttuğu zaman sevgi ölür. Zira bence o zaman insanın da bir parçası engelli gibi. İnsan bu gün unutmaya çalıştıklarını unuttuğu zaman kendisinden geriye boş bir kabuk kalacağını bilse unutmak ister mi? Bunun dışında, bence herşey bitmek için başlar. Sağlıklı insanlarda sevgi biter fakat ölmez. Cevapla Begonvil Sokağı 6 Eylül 2017, 0900Sevgiyi dolu dolu yaşarken biriktirdikleri güzel ne varsa onları hatırda tutsa ve önemsese evet insan/lar daha özenir, tüketmez aralarındaki sevgiyi. Emek verip, yaşanmış olan her şey bizim artımızdır ve umur edilmediğinde kabuk kalıyor insan. Birbirini çok seven insanlar arasında nasıl bitiyor hatta ölüyor diye başladım yazmaya ve çok farklı yönden düşündüren değerlendirmeler okumuş oldum. Size de yorumunuz için teşekkür diyorum.. Cevapla MAVİANNE 6 Eylül 2017, 2034kesinlikle katılıyorum sanasevgisini bile vermeye çekinenleri anlamam mümkün değilbir güleryüz bir tatlı dilen fazla senden onu ister bu gönülaaa şiir gibi olduyüreğine sağlık Cevapla Begonvil Sokağı 6 Eylül 2017, 2049Şiirlerde ne yazıyorsa çoğu sevgi üzerine, insan biraz gerçek alemden kopmak, dinlenmek istiyor sevgide. Biz kadınlar mı böyleyiz bilemedim? Kolay olanı zorlaştıranlar düşünsün o zaman Dilim söylüyor ama iş başa düşünce ne yaparım?Sevgiler.. Cevapla kahvekitapayna 6 Eylül 2017, 2050Hoşumuza giden bedenlere sevdiğimiz ruhları giydirip onları öyle severiz ki…gün geçtikçe o beden o ruhla örtüşmez. Fakat sevmeye o kadar istekli, o kadar aç ve bir o kadarda aşığızdır ki. Konduramayız. İlişki biter fakat biz yine sevmeye devam ederiz. Bir süre sonra o sevgi öyle yer kaplamaya başlar ki, o yeri artık sevilen kişinin kendisi bile dolduramaz. Biz aslında var olmayan öyle muhteşem ve sevilesi birini sevmişizdir. karşımıza çıkan bütün ihtimalleri adaletsizce o hayaletle kıyaslar dururuz. Bununla yüzleşemeyiz. Sanki o zaman daha mutsuz olacağımızdan korkarız. Kendi hapishanemizi kendi yüreğimizde taşır dururuz. Cevapla Begonvil Sokağı 6 Eylül 2017, 2104Müsaade ederseniz yorumunuzu yazıma eklemek istiyorum, eğip büküp söyleyemediklerimizi, kısa ve dokunaklı çok güzel ifade ederim. Cevapla Derya 8 Eylül 2017, 2042Sevgi bence canli duygulardan. Bakim ister,özen ister ögrenilebilir . Sevgiyi bilmeyenler olabilir ama sevgi duygusunun ölecegine inanmak istemiyorum. Cevapla Begonvil Sokağı 8 Eylül 2017, 2125Sevgiyi büyütmek, arttırmak emek istiyor. Bize de can, sevgisiz kalan, sevgisi bitenin hali malum. Sevgisinin kıymeti bilinmeyen ya da bir türlü anlaşamadan birlikte hayat geçirenler sevgisi ölmüş gibi hissediyor..Çok Okunanlar Ana sayfa AHİRETLİK Mİ? KANKA MI? BALAT’IN İÇİ ÇIFIT ÇARŞISI Balıklıova, Ege’de Eski Bir Kıyı Köyü Blog yazılarım Yazılar İÇİMİZDEKİ KÜÇÜK KIZ ERGEN ANNELERİNİN GÜNCESİ MÜZİKTE SUBLİMİNAL MESAJLAR HAFTA SONU NE YAPIYORUZ? ANNEMİN TARİF DEFTERİKategorilerBegonvil Sokağı HikayeleriÇocuklar İçinGenelGezilerimHikayelerimİstanbulLezzetlerSağlıklı YaşamSevgiTefekküryaşam
Rafet El Roman Bir Damla Sevgi Şarkı Sözleri Albüm 2006 Gönül Yarası Rafet El Roman Bir Damla Sevgi Ben nerde yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım Yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım Olmadı Umutlar bitti Bir anda tükendi Sonunda yoruldum Bitiyormuş sevgiler Ah aldandım Olmaz biliyorum Artık sevemezsin eskisi gibi yine Geçen her günümde kahroldum Ah harcandım Çağırsam geri gelir mi Biten her şey eskisi gibi yaşanır mı Ben nerde yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım ah Yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım Olmadı Çağırsam geri gelir mi Biten her şey eskisi gibi yaşanır mı Ben nerde yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım ah Yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım oof Yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım ah Yanlış yaptım Seviyorsundur sandım Bir damla sevgi için Sana yalvardım yakardım Olmadi Besteciler Mehmet Hakan
Gülben Ergen Fotoğraf Emre YunusoğluOluşturulma Tarihi Nisan 25, 2017 1652Doğan Hocam benim. Varlığı bana iyi gelenim. Sanki imdat desem yetişecek gibi gelir bana Doğan Abi’nin varlığı, kitapları, söylemleri... Dost, abi, baba, dede, arkadaş, sırdaş, öğretmen, insan gibi insan... “Savaşçı” kitabı sayesinde tanıştım onunla. Sonra “İçimizdeki Çocuk”, sonra “İnsan İnsana Sohbetler”, sonra “Gerçek Özgürlük” geldi. Sanki günlerce oturup dertleştik, sanki çocuklarımla tanışmasa da ruhen bizim ailemizin en tatlı, en saygın ferdiydi... Bugün okuyacağınız sohbetimizi “Geliştiren Anne-Baba” üzerine yaptık. Anne-baba olabilmenin erdemlerini, kendinden geçebilmenin ve her şeyden önce anne baba olabilmenin değerini konuştuk... Tanıdığım için şükrettiğim bir büyüğüm benim Doğan Cüceloğlu... Kitaplarını mutlaka ama mutlaka rehber edinin kendinize.◊ Çocuk gelişimi ile ilgili sayısız kitap yazdınız. Gelişim açısından olmazsa olmaz beş maddeniz nelerdir?- Birincisi, anne-babanın çocukla ilk kez karşı karşıya geldikleri, kucaklarına aldığı anda bu çocuk kim?’ konusunda fikir sahibi olmaları. Bu oldukça önemli. O çocuk akıl almaz, muhteşem bir potansiyel. Bunu kalıplayacak mısın yoksa geliştirecek misin? Niyetin ne? İkinci önemli madde bu.◊ Anne-babaların niyeti ne olmalı? - “Bu çocuk bana hizmet etmek için mi geldi yoksa ben onun gelişimi için ne yapabilirim, ben ona nasıl hizmet edebilirim” diye mi bakıyorsun. Bu ikisinin arasında çok fark var. Bir makinenin parçası gibi uydurmaya mı çalışıyorsun yoksa eline verilmiş bir tohum gibi beslemek, yetiştirmek için çiftçilik mi yapmak istiyorsun.◊ Diğer önemli maddeler neler?- Üçüncüsü, “ben kimim, kendimi tanıyor muyum” sorusu. Anne-babalarının kendi çocukluklarını tanıyıp tanımadıkları, yaralı yerleri olup olmadıkları çok önemli. İnsanın çocukluğu ana vatanıdır. Ana vatanları ile temas halindeler mi? Kendi çocuklarını ana vatanlarından mahrum bırakmadan yaşatmaları gerekir. Dördüncüsü, bu niyete sahip olan bir insan olarak neyin farkında olmam lazım? “Bu çocukla ilişki kurduğum zaman nasıl çiftçilik yapacağım?”. Çiftçiliğin kuralları var. “Nelerin farkında olmam lazım?” sorusunun sorulması gerekli. Beşincisi ise nasıl bir aile ortamı olmalı ve hangi değerleri yaşamalı. Bunu şöyle açıklayabiliriz. Ailede hakikate saygı var mı? Olanı olduğu gibi görme özgürlüğümüz var mı?SAYGININ OLMADIĞI YERDE SEVGİ TUTSAKLIĞA DÖNÜŞÜR◊ Anlaşmazlık da zor şartlarda buna dahil değil mi? Durumu olduğu gibi kabul etmek mi önemli olan?- Aynen öyle. Ayrıca kendi etki alanımız içinde yapabileceklerimizin farkına varıp onunla dürüst olarak yüzleşmemiz gerek. Sonrasında da şükür duygusu içinde yapabileceklerimizi yapmaya koyulmak. Değerler bunu yönlendirmeye başlıyor önemli ama saygı da önemli. Saygının olmadığı yerde sevgi tutsaklığa dönüşür. Saygı olduğunda içinden bir şey geldiği zaman bile “Hop, bir dakika, bunu böyle yapmayacağım, çünkü saygılıyım” diyorsun. Böylelikle özgüven, saygı, güven yerine yerleşmeye başlıyor ailede. Böylece hak ederek kazanma, gelişme ve ödül alma süreçleri başlıyor.“Gelişen Anne-Baba” kitabımda da bunun üzerinde çok durdum. Kitapta ısrarla üzerinde durduğum iki kavram var. Birincisi, çocukla sohbet içinde olun. İkincisi, sohbet içinde olurken tanıklık yaptığınızın farkında olun. Çünkü o tanıklık süreci içerisinde çocuk kendini ve kimliğini keşfediyor.◊ Biraz açar mısınız?- Mesela çocukla annesi konuşuyor diyelim. Çocuk “Anne, biliyor musun şu bana küfretti” ya da “Kuş geldi kediyi rahatsız etti” gibi şeyler bir durumda yargılamadan, kalıba sokmadan önce “Sana küfür mü etti” diyerek tekrar etmek, duyduğunu belli edip “Acaba niye küfretti” diyerek konuşmaya başlamak yavaş onun algılamasını takip ederek yaşamla ilgili olan biten süreçleri farkına varması için kapı açmaya başlıyorsun.◊ Ebeveynlerle çocuklar arasında bir dertleşme sorunu yok mu sizce? Çiftler birbirleriyle bile dertleşemiyor, kaldı ki çocuklarıyla dertleşecekler...- Var. İki insan birbirinin farkına vardığında iletişim başlıyor. İletişim başlar başlamaz genlerimizde olan 6 boyut hissiyat düzeyinde ortaya Önemseniyor muyum?2- Olduğum gibi kabul ediliyor muyum yoksa ötekileştiriliyor muyum?3- Değerli miyim?4- Hata yapmama izin veriyor mu? Bana güveniyor mu?5- Emek ve zaman vermeye değer miyim?6- Aynı ekipten miyiz?Hem ait olmak hem de birey olmak çocuklar yeni yürümeye başladıklarında anne-babasının tutmasını istemez. Kendi yürümek kendi yürümeye başladığı zaman arkaya dönüp size baba eğer bakmıyorsa arar, bulamazsa da ağlar.◊ Bu davranışın nedeni nedir?- Çocuk şunu diyor. “Elimi tutma ama orada dur ve bana bak”. “Ben hem özgür olmak istiyorum hem de ait olmak istiyorum” demeye bir yaşam dansı bu. Hepimiz ait olmak istiyoruz. Yaşam bir ekip işi. Yapılan araştırmalar sonucunda bebek doğduktan 6 saat sonra “Güvende miyim ve kabul ediliyor muyum” sorularını kucaklamasında ve sesinin tonunda bunu arıyor. Bulamazsa beyin gelişim salgılarını EDEPTEN KAYNAKLIDIR◊ Utançla ilgili “üzerini örterseniz kök salar” diyorsunuz...- Evet. Utancın üzerini örterseniz kök salar. Hayvanlar aleminde utanç ve ayıp diye bir şey yok. İnsanlarda kendi yaptıklarını yargılayan, bir başkasının gözüyle baktıklarında utanç ve ayıp işin içerisine girmeye farkına vardıkları zaman yani “ben şimdi başkasının gözüyle, yargılayan bir gözle bakıyorum, ondan dolayı anlama yerine yargılama süreci içerisindeyim” diye düşündüğü anda yavaş yavaş özgürlük kazanmaya bir durumda “başkalarının hayatında rahatsızlık yarattım, bu bana yakışan bir şey değil” düşüncesi oluyorsa bu sağlıklı bir duygudur. Yani utanma duygusu. Utanma edepten sağlıklı olarak yaşaması için utanma duygusunun olması önemlidir. Fakat utanç olunca “Varoluşumda bir bozukluk var” duygusu yaratıyor. Çok kansere götüren bir hadisedir.◊ Aileler bu konuda nasıl davranmalı?- Bir olay anlatayım. Bir çocuk büyük bir gemi gördü ve babasına söyledi. Babası kafasını kaldırıp o gemiye döndü annesi de çocuğun gösterdiği gemiye bakmadı. Çocuk 3 kez annesine ve babasına gemiyi göstermeye çalıştı ama ikisi de en sonunda patladı, “Sus, kapa çeneni artık” diyerek bağırdı. Çocuk bir anda başını eğdi ve iliklerine kadar utandı herkesin içim sızladı anlatamam. Baba ve anne kötü insanlar değil. Evladı için canını verir ama iletişimi bilmiyor. İnsan ilişkileri konusunda çok büyük cehaletimiz var. ◊ Babanın o davranışı çocukta nelere zarar verdi?- O davranışıyla “Sen önemsizsin, sende bir bozukluk var, sen değersizsin, sana güvenmiyorum, seni sevmiyorum ve sen mendilim gibi bana aitsin” dedi.◊ Peki, ne yapmalıydı?- Önce o gözlere bir bakarsın. Bu 5 yaşın heyecanı dersin. Bu çocuk dünyayı bunu bana nasip etti. Oğlum o heyecanı yaşayıp ilk bana döndü. En güçlü tanığı benim şu anda. Orada dönüp 15 saniye gemiye baksa her şey çok farklı davranışıyla “Önemlisin, sende bir bozukluk yok, değerlisin, sana güveniyorum, seni seviyorum ve biz birbirimize aitiz” derdi. Ve yaşam coşkuya girerdi. Beyin ona göre yapılmış. Beyin bu 6 boyutu sürekli takip İÇİN DEVAM ETTİRİLEN EVLİLİKLER...◊ Boşanmamasının sebebini çocuklarına yükleyen ailelere ne söylersiniz?- Çocuk için sağlıklı olan, sağlıklı aile ortamıdır. O sağlıklı ortam bozulursa çocuk zarar görür. Karı-koca ilişkisi sağlıklı değilse, onu sağlıklı hale getirmek için boşanmak gerekiyorsa boşanmak lazım. Çocuklar için devam ettirilen evlilikler çocukların hayrına olmuyor. Kadın kendi yetiştirilme tarzından dolayı yaşamı göğüsleme cesareti gösteremeyebiliyor. Bunu da söyleyemiyor. Bu hiç sağlıklı bir şey değil. Çocuklar ileride bunu hissediyor ve öfke dolu oluyor. Bazı durumlarda anne ya da baba çocuğu boşandığı kişiye karşı kullanıyor. Ve bunu eninde sonunda geri tepiyor ama bunu - Ev ödevleri çocukları nasıl etkiliyor...- Ebeveynler ergenlik döneminde nasıl davranmalı...- Kaygı için ne yapılmalı.. YAZ GELSİN MAKYAJI MAKYAJ SIRLARI
Sevgi ve onun muhteşem gücü. Yaşamımızı rengarenk yapan tılsımlı bir dokunuş kimi zaman. Hayatı farklı algılamamıza vesile olan, yaralarımızı saran mucizevi güç her zaman. Ve benim vazgeçilmezim. Peki sevgi bir başka surette geri geliyor mu gerçekten? Bana bunu düşündüren; modern dünya edebiyatının özgün yazarlarından, Prag doğumlu Franz Kafka oldu. Yazarın hayatını, kitaplarını, özlü sözlerini bilenlerdenseniz eğer; birazdan paylaşacağım sevimli öyküden de haberdarsınız demektir. Yeniden hatırlamak isteyenler ve bilmeyenler için paylaşmak istedim yine de. Bu kısa öykü aslında Gerd Schneider’in kaleminde ’Kafka’nın Bebeği’’ ismiyle hayat bulmuş. Kafka’nın son haftalarını anlatırken hayata tutunduğu gerçek bir olaydan yola çıkan öykü; Alman yazar tarafından kurgulanmış. Küçük bir kız çocuğunun hayatına umut veren ve Kafka'nın zor zamanlarını yaşanır hale getiren, hayata tutunmasını kolaylaştıran kısacık bir hikaye aslında. Gerçi Kafka’nın yazdığı mektuplara hiçbir zaman ulaşılamadığını belirtmekte fayda var. Ancak yaşanan olayın gerçek olduğu; yazarın son dönemlerinde yanında olan Dora Dymant tarafından onaylandığı da kayıtlarda yer alan bilgilerden. İçinde biraz kurgu olsa da, aktarılan öykü ve verdiği ders açısından; dile getirilip paylaşılmalı diye düşünenlerdenim. Hayatının son demlerini yaşayan Kafka; tüberküloz hastalığıyla savaş halindedir. Maalesef yokluk içinde bir hayatı vardır. Yıl 1923 sonbaharı. Yer Berlin’de Steglitz Parkı. Günlerden bir gün; siyah giyimi ve ince yapısıyla dikkat çeken Kafka ile; 7-8 yaşlarındaki bir kız çocuğunun yolları kesişir. Kimsesizler evinde kalan sevimli kız, oyuncak bebeğini kaybetmiştir. Ağlamaktadır. Kafka, bebeğin bir köpek tarafından parçalandığını fark eder. Ağır hastalığına rağmen küçük kızı avutmanın yollarını arar. Ve her gün parktaki aynı yerde küçük kızla buluşmaya karar verir. Amacı kızın yüzünü biraz olsun gülümsetmek ve onu hayata yeniden bağlamaktır. Yazarımız her karşılaşmada; kaybolan bebeğin ağzından yazılan bir mektubu da yanında getirir. Bir anlamda gönüllü bir oyuncak bebek postacısı olur. Mektupta bebeğin dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktığı ve başından geçenleri paylaşacağı notu vardır. Bunu duyan küçük kız kendisini daha iyi hisseder. Her yeni güne umutla uyanır. Parka heyecan içinde koşarak gider. Ve her gün bebeğin farklı bir öyküsünü dinler. Arkadaşının satırları sayesinde; bebeğinin büyüyüp okula gittiğini, yeni insanlarla tanıştığını öğrenir. Hatta sonuncu mektupta bebeği şenlikli bir düğünle evlenmiştir. Bu kimilerine göre sıra dışı arkadaşlık; aradan geçen günler içinde giderek pekişir. Yazdığı mektuplar, yaptığı postacılık görevi ve minik arkadaşı sayesinde Kafka hastalığını unutur. Kendi hayatına da daha sıkı sarılır. Birkaç ayın sonunda ayrılık günü geldiğinde; elinde bir hediye bebekle küçük arkadaşını son kez karşılar. Hediyeyi gören küçük kız şaşkındır. Çünkü arkadaşının kendisine uzattığı bebek; eski bebeğine hiç benzemiyordur. Ama buna da harika bir çözüm üretmiştir Kafka. Son mektubunda, bebeğinin uzun dünya yolculuğu sırasında çok değiştiğini söyler. Aradan uzun yıllar geçer. Sevimli kız büyür ve bir yetişkin olur. Ama çocukluğunun o güzel anısını, bebeğini yanından bir gün bile ayırmaz. Ve nasıl olduysa bir gün, hayatına eşlik eden oyuncağının içinde saklanmış olan notu bulur. İster istemez gözleri nemlenir. Çünkü oradaki satırlar yüreğini sevgiyle bir kez daha sarar. Yazarımızın son notu şöyledir. Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.’ Öykümüz böylece sona erer. Bu anlamlı satırlardan sonra, siz de sevginin SONSUZ olduğunu düşündünüz mü benim gibi? Evet, sevgi sonsuz. Kaynağı da bizlerde. YÜREKLERİMİZde. Bu kısacık öykü; çocuk ruhuna nasıl zarafetle dokunacağımızın güzel bir göstergesi aynı zamanda öyle değil mi? Çocuk kalbine verilen değerin de. Kabul ediyorum. Alt tarafı ağlayan bir çocuk. Ve kaybolan da sadece bir oyuncak bebek. Ama sevgi ile yaklaşım, değer vermenin inceliği; en basit olayı bile muhteşem bir senaryo haline getirebiliyor hayatta. Aslında bunu genele almamız gerekli diye de düşünüyorum. Doğadaki tüm varlıkları herhangi bir çıkar ve beklentiye bağlı olmadan sevebilmek MUHTEŞEM bir duygu. Bu hem karşımızdaki için, hem de kendimiz için yaşamdan keyif almak ve neşeli olmak demek aynı zamanda. Yaşam içindeki vizyonumuz; çevremizdeki her şeye SEVGİ dolu bir FARKINDALIKLA bakıp yaklaşmak olsun. Sevginin sonsuzluğu hepimizi sımsıcak sarsın. Sevgiyle kalın. Belgin ERYAVUZ
Biten İlişkinin Ardından Nasıl Daha İyi Toparlanırım? Çivi Çiviyi Söker mi? İlişkiler bitmeden önce görüşmeler azalır, ilişki bağlarında zayıflama başlar. Bu bağlar sosyal, duygusal, fiziksel ve zihinsel bağlardır. Bağlar ile ilgili olarak önce fiziksel bağ azalır, sonra ortamdan uzaklaşma ile sosyal bağ zayıflar sonra duygusal ve zihinsel bağlar zayıflar. Fiziksel bağ, dokunma ağırlıklıdır. Zaten ilk kopuş göstergeleri bunların azalması ile simgelenir. Sonrasında ortak paylaşım alanlarında azalma olur. Hem mekân hem de paylaşımda daralma görülür. Duygular üçüncü aşamayı oluştururken, en son kalpten değil, zihinden çıkar. Duygularınızın halen devam etmesi aslında halen aklınızda bitiremediğiniz veya cevaplayamadığınız yanlış cevap dâhil sorularla alakalıdır. Ölmüş ilişkide mutlaka otopsi yapmalısınız. Fisher Ayrılık veya boşanmalar sonrası görülen temel duygu ve düşüncelerin başında “inkâr” gelir. İnkâr “Olamaz böyle bir şey, bu gerçek değil, bana bunu yapamaz, kısa süre sonra geri dönecek,” gibi düşüncelerdir. İnkâr devresi, en hassas ve en zor devredir. Bu adım aşıldıktan sonrası daha kolaydır. Biz danışmanlar için ilk aşama, zor aşamadır. Kabullenmek, inkârı aşmak ile başlar. Bunun yanında sadece reddetmek değil, hiç bir şey olmamış gibi davranmak, çok iyi hissetmek de inkârın yansımasıdır. Bu duyguların olması kişinin kendini tanımamasının sonucudur. Duygusunu tanımayan atlattığını sanır. Her kayıptan sonra acı yaşanmıyorsa, bu bir inkârdır. Babasını kaybedenin gülmesi veya bir şey olmamış gibi davranması gibi. Bazen kişi inkârı boşluk korkusundan dolayı yapar. Çünkü kabul ederse kaybı hissedecektir. Yani; “Onunla ayrıldığımı kabul edersem o zaman hissiz kalacağım.” Kısacası boşluk yaşamamak veya duygusuz acı veya mutluluk fark etmez kalmamak için ya acıyı uzatır ya da hiç bir şey olmamış gibi davranır. Bunun yanında inkârın altında, bu acıyı veya üzüntüyü kaldıramamak, kendine güvenmediği için de adım atamamak vardır. Özetlersek inkârın pan zehiri, KABULLENMEK, birinci aşamanın başarısıdır. İnkâr aşamasından sonra kaygılar, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk ve öfke süreçleri vardır. Kaygılar daha çok “Ne olacak şimdi?” ile ilgili belirsizlik kaygılarıdır. Bu dönemde yalnızlık da kaygıyı arttırır. Aklımdan Sildim Kalbimden Silemiyorum İlişki bittikten sonra duygularınızı tanımalısınız. Duygularınız her zaman özlem, sevgi, aşk olmayabilir. Duygu sadece pozitif olmak zorunda değildir; nefret, öfke, intikam gibi duygular da devam ediyorsa ve yoğun ise halen eski eşinize/sevgilinize duygularınız devam etmektedir. Bir insanın, ayrıldığı birine “Ona karşı bir şey hissetmiyorum.” demesi gerçekçi değildir. Sadece olumlu duygular hissetmiyordur. Ama olumsuz duyguların varlığı ise halen bir şeyler hissettiğinin göstergesidir. Mantıken bitmesinin doğru olduğunu düşündükçe zamanla duygularınız da bu yönde değişecektir. Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiştir. M. Mungan Güvensizlik, özgürlük isteği, ciddi ilişki istememek ya da hemen birini bulmaya çalışmak ikinci aşamada görülen temel yaklaşımlardır. Özlemek, sevmek midir? İlişki sürecinde yaşanan her şeyin ayrılık veya boşanma sonrası bıçak gibi kesilmesine alışmak ağırdır. Bazen sanki partneriniz varmış gibi alışkanlıklara devam edebilirsiniz. Çünkü hayatınızda biri çıkmış ve büyük bir boşluk oluşmuştur. Elbette ne yapacağınızı bilememek normaldir. Ama ilişki sürecinde yaptıklarınızı devam ettirmek yerine yeni şeyler koymak ve onu çağrıştıracak unsurlardan uzaklaşmak gereklidir. Biten ilişkinizi arada hatırlamak, sevgiliyi değil, o anları özlemektir. Sevgi de alışkanlıktır. Birine sevgi yöneltmek ve almak büyük bir yaşamsal beslenmedir. Özlemek de sadece onu özlemek değil, onunla yaşanılan anları ve duyguları özlemektir. Fakat özlemek, aşk veya sevgi değildir. Yani onu hatırlamak özlemek olsaydı 17 Ağustos depremini hatırladığımızda depremi özlediğimiz anlamına gelirdi. İlişkiyi özlemek ile kişiyi özlemek farklıdır. Kendimi Terk Ettirmem Lazım Yeni trend “kendini terk ettir” ya da “ilgilenmeyi bırak, ilişkiyi çıkmaza sürükle ve bitsin” taktiğidir. Bu sadece ayrılmak isteyenin vicdan azabını azaltır ama bitiş daha kötü ve uzundur. İlişkilerde bitiş de aynı başlangıç gibi karşılıklı konuşarak olmalıdır. Çünkü her biten ilişkide biri daha kararlıdır, biri daha az ister. Biri daha az duyguludur. Hiçbir ilişki eşit bitmez. Hiçbir ilişki anlaşarak bitmez. Anlaşmak bazen hukuksal bazen de mecburiyettendir. Yenisi de Eskisine Benziyor Hala herkesi ona benzetiyor iseniz, halen gözünüz onu arıyor ise, hayatınıza yeni giren kişiyi onunla kıyaslıyor ve onu arıyorsanız, onu sık sık hatırlıyor ve fantezi kuruyorsanız eski eş/ eski sevgili sendromu devam ediyor demektir. Onun diz çöküp özür dilediğini, hatasını kabul edip geri döndüğünü, başına kötü şeyler geldiğini, size muhtaç olması gibi beklenti ve hayallere “bitiş sonrası fantezi” diyoruz. İlişkiyi kayıp, yenilgi, mağlubiyet veya başarısızlık olarak görenlerde bu fanteziler üst düzeydedir. Fakat unutmayın ki; bu fantezilerin gerçekleşme olasılığı çok ama çok düşüktür. Bu fantezileriniz sizin inkârınızın yansımasıdır. Bir ilişkiyi sağlıklı olarak bitirmek için Kendinize zaman tanımalısınız. Bunun için kalbinizi ve zihninizi nadasa bırakmalısınız. ilişkisizlik1-3 yıl Biten ilişkinin analizini yapmalısınız. Doğru analiz için terapist desteği önerilir. Şu ana kadar okuduklarınızı devamlı olarak uygulamalısınız. Hayatınızı doldurmak için yeni aktiviteler koymalısınız. İlişki hariç; o aktivite değildir. unutmak mı affetmek mi kitabımdan Serhat Yabancı Aile – Evlilik Danışmanı instagram twitter youtube
biten sevgi geri gelir mi